Ara
  • Cansu Yurtseven

CORONA (KORONA) VİRÜS’ÜN İNSAN PSİKOLOJİSİNE ETKİLERİ

En son güncellendiği tarih: Mar 25

İlk kez Çin’in Vuhan kentinde görülen ve hızla yayılan Corona Virüs Türkiye’de de görülmesinin ardından halkta panik meydana geldi. Bununla birlikte doğru-yanlış pek çok bilgi paylaşımı söz konusu oldu. Gerçekliği tam olarak bilinemeyen bu paylaşımlar kişilerdeki tedirginliği arttırdı ve giderek de arttırmaya devam edecek gibi duruyor.

Gerçek bir tehdit ile karşı karşıya kaldığımızda korkmak, panik yapmak, tedirgin olmak olasıdır. Tüm bu duygular kişinin hayatta kalmasını, hastalığı ya da virüsü araştırarak bilgi sahibi olmasını, korunma yollarını öğrenmesini ve hayata geçirmesini sağlamaktadır. Aksi takdirde bu duyguları yaşamıyor olsaydık; önlem alma ihtiyacı duymayacak, kendimizi koruyamayacak, hem kendimizin hem de sevdiklerimin hayatını tehlikeye atacaktık. O yüzden problem olarak gördüğümüz bu duyguların aslında koruyucu tarafları da oldukça güçlü. Ancak akıllara “Bu duygular her zaman kurtarıcı mı?” sorusu geliyor. Buradaki ayrımı yapacağımız nokta; yaşadığımız duyguların ardından verdiğimiz tepkilerin, tutum ve davranışların işlevsel olup olmadığı noktasıdır. Evet, bu duygular bizi koruyor ancak eğer uyku bozuklukları ya da konu ile ilişkili kabuslar, yeme bozuklukları, tüm hayat işlevini düşürecek oranda panik, virüsle/hastalıkla ilgili düşüncelerin akıldan çıkmaması, günün büyük bir çoğunluğunda onu okuma-onu araştırma gibi durumlar meydana geldiyse işlevsellikte bozulmalar başlamış olabilir ve bu kişinin psikolojisinin olumsuz anlamda etkileneceğinin de bir sinyali olabilir. Bu gibi durumlarda erken önlem alınması oldukça mühimdir. Çünkü burada alınmayan önlemler belki virüste olduğu gibi ölümcül değildir ancak ciddi anlamda yeti yitimine sebep olabilir.

Gerekli tedbirleri aldıktan sonra rutine dönebilmek önemlidir. Normalde mevcut hijyen tutumlarımız zaten vardı. Bu süre zarfında bunları arttırmak gerekecektir. Ancak gerekli önlemler alındıktan sonra belirli kısıtlamalar ile (dışarı çıkma, fiziksel temasta bulunma vb.) olabildiğince ev içerisindeki rutinimize dönmeye çalışmalı, corona virüs ile ilgili haberleri izlemek ve dinlemek, sosyal medya paylaşımlarını takip etmenin dışında evdeki vaktin verimli geçebilmesine dikkat etmeliyiz.

Aşırı kaçınma (hiçbir haber okumamak, kanalı değiştirmek, dinlememek) de kişideki kaygıyı arttırabilir. Pek çok konuda olduğu gibi sağlık ya da hastalık konularındaki belirsizlik de kişide panik yaratabilir. Asgari oranda takip etmek daha öncede bahsettiğim gibi kişinin bilinçlenmesinin yanı sıra sağlıklı kalabilmesine de yardımcı olacaktır.


Burada yaşanılan stres kişi tarafından kontrol edilemeyecek düzeye ulaştıysa panik meydana gelebilir. Belirli düzey stres geliştirici iken panik kişiyi kontrolü kaybettiği düşüncesine sokabilir. Panik anında yapılacaklar, alınacak kararlar, tutum ve davranışlar genellikle sağlıksızdır, kişiye ya da kişilere zarar verir. Dolayısıyla stres yerini paniğe bıraktıysa sorun büyümeden destek almak gerekebilir.


Tüm bunlara ek olarak hijyenin ve el yıkamadanın bu virüsteki etkisi biliniyor. Ancak bunlarda aşırıya kaçmak da kişiye zarar verebiliyor. Özellikle OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) dediğimiz halk arasında “takıntı hastalığı” olarak bilinen hastalığın arttığı ve kişilerin sürekli yıkanmakta ya da el yıkamakta olduğu durumlar kendini göstermeye başlamıştır. Buradaki artış ise kişiye hem psikolojik hem fizyolojik anlamda zararlar vermekte, gününün büyük bir çoğunluğunu el yıkayarak ya da yıkanarak geçirmesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla ellerde tahrişler, vücut direncinde kırılmalar ve hayatlarını sürdürmelerine engel olacak davranışlar görülebilir. Bu yüzden diğer birçok konuda olduğu gibi hijyenin de aşırısı kişiye zarar vermektedir. Kendimizi korumak için kendimize daha fazla zarar vermemeye özen gösterelim.


Hastanelerde corona virüsten daha tehlikeli ve daha ölümcül hastalıklarda olmasına rağmen bu kadar bilinmediği ya da gündeme gelmediği için kimseyi etkilemiyor. Unutmamak gerekir ki 80 milyonluk bir ülkede bu virüsün var olması olasıdır. Yayılmasını önlemenin yolu ise kendimize, sevdiklerimize ve hijyenimize dikkat etmek ile sağlanacaktır. Bir kişinin önlemi bile çok şey değiştirebilir. Bu yüzden küçük gibi görünen bu sayıyı hafife almamak gerek. Neticede toplum da birer kişinin toplamı değil mi zaten?

Eğer tüm bunlara rağmen kişi yine de bireysel olarak üstesinden gelemiyorsa, işlevselliği düşmeye başladıysa, uyku-yeme problemleri görülmeye başladıysa ve zihnen devamlı bu konuyu düşünüyor, hijyeni kendine zarar verecek düzeyde yapıyorsa psikolojik destek almalıdır.


Cansu Yurtseven


0 görüntüleme
  • Cansu Yurtseven
  • Cansu Yurtseven
  • Cansu Yurtseven
  • Cansu Yurtseven